Öğrenme Güçlüğü

image_pdfimage_print

Genellikle çocuğun okula başlamasıyla birlikte öğrenmeyle ilgili sorunlar ailenin gündemini oluşturur. Okul öncesi dönemde dikkatli ve ilgili bir aile çocuğun yaşına uygun olarak öğrenip öğrenemediğini anlayabilir. Çocuğunun zor öğrendiğini fark eden ailelerin bir kısmı genellikle işi zamana bırakırlar.

Zekâsı normal olduğu halde öğrenmede güçlük çeken çocukların başında dikkat bozukluğu olan çocuklar gelir. Dikkat eksikliği, dikkat dağınıklığı, dikkati sürdürme güçlüğü, yoğunlaşma bozukluğu olarak da isimlendirilen bu durum ebeveynin ve öğretmenin gözlemiyle rahatlıkla anlaşılabilir. Genellikle belirtiler okul öncesi dönemde gözlenmeye başlanır. Bu çocuklar çabuk sıkılmaları nedeniyle bir işle uzun süre uğraşamaz, özellikle öğrenmeyi gerektiren işlerden çabuk sıkılırlar. Bir işle uğraşırken kısa süre sonra dikkatleri dağılır ve başka bir işe geçerler. İlkokula başladıklarında yazmak istemezler. Defterleri boş ya da bir iki satır yazılmış olarak eve gelirler. Öğretmeni dinlemekte ve tahtaya yazılanları takip etmekte zorlanırlar. Ders esnasında ders dışı işlerle daha fazla ilgilenirler. Eve geldiklerinde ders çalışmak için masa başına oturamaz, çabuk sıkılır ve çeşitli bahaneler bularak sık sık masanın başından kalkarlar. Masa yerine, yerde oturarak ya da uzanarak ders çalışmak isterler. Okuma ve yazmaya karşı ilgisiz ve isteksizdirler. Aileler genellikle çocuğun unutkanlığından şikâyet ederler. Öğrendikleri bilgileri kısa bir süre sonra unutabilirler. Günlük hayatta basit unutkanlıkları olabilir. Örneğin sınıfta kalem, silgi kaybedebilir, söylenen bir sözü unutabilirler. Bu çocukların bir kısmında aşırı hareketlilik, yaşıtlarıyla geçimsizlik ve uyumsuzluk belirtileri de gözlenebilir. Çocuğun aşırı hareketli olması öğrenme sorununu daha da artırır.

Öğrenme konusunda bu derece zorluk çeken çocuk karşısında anne, baba ve öğretmen adeta çaresiz kalır. Sorunun ne olduğu bilinmediği müddetçe çocuğa öğrenmesi konusunda yoğun baskı yapılır. Evde her akşam dersler nedeniyle büyük bir huzursuzluk vardır. Kimsenin suçu olmayan bu durum için anne babadan biri diğerini suçlayarak kendini aklamaya çalışır. Eğitimciler genellikle anne babanın ilgisizliğinden şikâyet ederek çözüm ararlar. Sonuçta olan çocuğa olur ve yapamadığı, beceremediği, kendine çok zor gelen ve suçu olmayan bu durum karşısında sürekli baskı altında kalır. Derslerin ilerlemesiyle birlikte çocuğun sınıf içindeki başarı düzeyi giderek düşer. Arkadaşlarından geri kalmanın getirdiği eziklik çocuğun derslere karşı ilgisizliğini bir kat daha artırır. Sonuçta özgüveni de zedelenen çocuk zorlanarak eğitimine devam eder. Dikkat eksikliği, öğrenmeyi direkt etkilemesi nedeniyle her ebeveynin ve eğitimcinin mutlaka bilmesi gereken bir durumdur. Aşırı hareketliliği ve uyumsuzluğu olmayıp, dikkat eksikliği belirgin olan çocuklar vardır. Bu çocuklar sıklıkla gözden kaçmaktadır. Zor öğrenen çocuklardan önemli bir kısmını da öğrenme bozukluğu olan çocuklar oluşturur. Bu durum maalesef dikkat eksikliği kadar tanınmamaktadır. Öğrenme bozukluğu çocuğun, öğrenmenin herhangi bir alanında zekâsı oranında başarı elde edememesi olarak tarif edilebilir. Yani çocuk normal zekâ düzeyine sahiptir, yaşıtlarında zekâ olarak geri değildir. Yaşına uygun bir eğitim kurumunda eğitim gördüğü halde beklenenin çok altında başarı elde etmektedir. Öğrenme bozukluğu okuma, yazma ve matematik gibi öğrenmenin belli alanlarında gözlenebilir. Örneğin matematikte çok başarılı olduğu halde, çocuğun okuması çok geri olabilir.

Önceleri disleksi olarak da bilinen okuma bozukluğu öğrenme bozuklukları içinde en çok bilinenidir. Okuma bozukluğu olan çocuklar yaşıtlarına oranla okumaya çok zor geçerler. Okurken sık sık hatalar yapar, yanlış, eksik ve yavaş okurlar. Öğrenme bozukluğu olan çocuklar bu durum bilinmez ise kolaylıkla zekâ geriliği varmış gibi değerlendirilirler. Bu nedenle öğretmenin ve ailenin tüm çabaları sonuçsuz kalabilir. Aile çocuğunun bu haline anlam veremez. Örneğin çok güzel konuşan, ilişki kuran, yorumda bulunan bir çocuk yazamaya gelince aşırı beceriksiz ve başarısız olmaktadır. Bu nedenle de yazmayı reddetmeye başlar. Bir satır yazdırabilmek ya da okutabilmek için dakikalarca zaman harcamak zorunda kalınır. Bu duruma bir de dikkat eksikliği tablosu eklenirse ki bu nadir bir durum değildir; çocuğun derslerine isteksizlik ve başarısızlık oranı daha da artar. Öğrenme bozukluğu tablosunu fark etmeyen aileler, çocuğun derslerde zorlanmasını tembellik, isteksizlik, huysuzluk ve şımarıklık olarak algılar ve çocuğa baskı uygulayarak, zor kullanarak sorunu çözeceklerini sanırlar. Çocuğa uygulanacak her türlü baskı ve anlayışsız yaklaşım sorunu çözeceği yerde daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. Toplumumuzda çocukta yaşanan her türlü zorluğun anne babanın davranışlarından kaynaklandığı şeklinde yaygın ve yanlış bir düşünce hâkimdir. Çocukta var olan ve nedeni ebeveyn tutumuna bağlı olabilecek bazı duygusal sorunlar çocuğun dersleriyle ilgilenmesini engelleyebilir. Ancak bu durum belli bir zaman dilimini kapsar. Örneğin: çocuk başarılı iken, aile içindeki sorunlar sebebiyle başarısız hale gelebilir. Çoğunlukla bu durumu izah edebilecek aile içinde bir sorunun varlığını göze çarpar. Oysa dikkat eksikliği ya da öğrenme bozukluğu, belirtiler daha sonra belirginleşmeye başlasa dahi doğuştan itibaren var olan bir sorundur.

Gerek dikkat eksikliği gerekse öğrenme bozukluğu çocuğun yapısal biyolojik bir sorunudur ve beyindeki öğrenme ve dikkat merkezlerinde işlev bozukluğuna bağlı oluşmaktadır. Dikkat eksikliği ve öğrenme bozukluğu tanısını ancak bir çocuk psikiyatristi koyar. Öğrenme güçlüğü ile çalışan öğretmen ve uzmanların bireysel eğitim planlamalarına ve önerilerine uymanız çocuğunuzun yararına olacaktır.

Öğrenme Güçlüğü ile ilgili Psikolog Eyüp Tunahan’dan destek ve randevu almak için 0212 537 61 60 numaralı telefonumuzdan iletişim kurabilirsiniz.

(80 Posts)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir